Atamız Anıtkabir Mavisiyah Tarihşeridi Galeri Güncel Makaleler Cafeblog

www.turkvedunya.com

 

 

ÖĞRENCİ ANDI

"Türküm, doğruyum, çalışkanım,

İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atatürk!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene!"

 

TÜRKLER VE TÜRK DOSTLARI IÇIN HERSEY BU SAYFALARDA...

ANITKABİR'LE İLGİLİ BİLGİLER..

MAVİSİYAH OLDUĞU GİBİ DEVAM...

TÜRKLERİN TARİH ŞERİDİ...

GALERI BÖLÜMÜNE UGRAMADAN ÇIKMAYIN...

ATAMIZ BASTACIMIZ SAYFALARIMIZ ARASINDA...

CAFEBLOG İÇİN yorumlarınızı bekliyoruz..

 

Alman Prof.
Naumark‘ın
İtirafları:

“İstanbul Üniversitesi'nde öğretim üyesi
Alman asıllı Prof. Naumark ile bir kısım talebesi
Boğaziçinde geziye çıkarlar.
 Talebelerden biri Prof. Naumark'a su soruyu sorar:
- Avrupa bizi neden sevmez hocam?
Prof. Naumark su cevabı verir:
- Çok samimi olarak itiraf edeyim ki ,
Avrupalı Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı
Hıristiyanlar‘ın hücrelerine sinmiştir.
                                 Sebeplerine gelince:
1.Müslüman olduğunuz
için sevmez.
Ama faraza laik şöyle dursun,
Hıristiyan olsanız da
size düşman olarak
bakmaya devam eder.
2. Sizler farkında değilsiniz ama,
onlar şu gerçeğin farkındadırlar:
Tarihten Türk  çıkarılırsa tarih kalmaz.
Osmanlı arşivi tam olarak
ortaya çıkarsa, bugünkü tarihlerin
yeniden yazılması gerekir.
3. Avrupa'nın pazarı idiniz.
Şimdi Avrupa'yı
pazar yapmaya başladınız.
4. En az 400 yıl
Avrupa'da sırtımızda
ve ensemizde
at koşturdunuz.
5. Selçuklular Anadolu'yu,
Osmanlılar ise orta Avrupa ve Balkanları Haçlı ordusuna
mezar ettiler.
6. Sizi silah ile yenemeyenler,
sizleri kendilerine benzeterek
hakimiyet sağladılar.
Önce ahlaki değerlerinizi
yıpratmaya başladılar.
Giyiminizden yaşantınıza kadar... Sonra kendi içinizde sizi bölmeye
                         başladılar. A-B-C-D gibi...
7. Selçuklu ve bilhassa Osmanlı,
İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydiler,
İslamiyet bugün belki sadece
Hicaz'da varlığını devam ettirirdi.
Kaldı ki Vehhabiliği kuranlar da, İngiliz Dominyon Bakanlığı'nın adamlarıdır.
Batı her yerde İslamiyet'i,
                        sapık  inançlara kanalize etti.
                        Ama Osmanlı,
                        Asr-ı Saadet'i devam ettirdi.
8. Kilise size kin kusmaktadır. Ve sebepleri yukarıdadır.
9. Ben Türkiye'ye geldiğimde 2 üniversiteniz vardı, şimdi 19 üniversite var. (O tarihte öyle idi şimdi ise çok daha fazla.) Osmanlı zamanında ise her yerde bir medrese vardı, tarihinize bakın her medresede
bilim eğitimi vardı. İlk  denizaltını Osmanlının yaptığını çoğunuz bilmiyorsunuzdur belki de ama
                              Avrupa bunu biliyor..
10. Sizler, gerçek hüviyetinize döndüğünüz an Avrupa'nın refahı ve
medeniyeti yıkılır.Ama sizde bunun olması bu şartlarda çok zor.
11. Yine sizler, 
Avrupa'nın tarihi düşmanısınız
ve daima düşman olarak  kalacaksınız.
Evet,
almasını bilene ders
ve ibretlerle dolu
bir itirafname...

 

anasayfa

 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE, DİYEBİLENE!!!

 

 

 

 

ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI'NDA

Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemâl Paşa'nın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz'in hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemâl Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum'a kadar.

                    Cahit KÜLEBİ

 

O GELİYOR

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Kızaran ufuklardan kaldırıyor başını
Yeryüzüne can veren,
Cana heyecan veren
Al yüzlü Oğan güneş.
Takanın burnu nasıl Karadeniz'i yırtar ?
Siz de bir an öyle yırtınız uykunuzu.
Uyanın Samsunlular!
Kurutacak gözlerde umutsuzluk yaşını
Al yüzlü Oğan güneş.
Bugün Çaltıburnu'ndan gülerek doğan güneş.

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Uyanın Samsunlular.
Uyumak ölüme eş.
Diriltir ruhunuzu,
Ufukta bir gemi var.
Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor ?
Fakat yolu mu az, yoksa yükü mü ağır ?
Bu gemi umut yüklü, insan yüklü, hız yüklü !
İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır.
Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.
Bir baş ki, gökler bir küme yıldız yüklü.
Bu gemi onun için böyle yavaş geliyor.

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Ufukta duran gitgide yaklaşıyor.
Sanki harlı bir ateş
Yakıyor ruhumuzu.
Beklemek üzüntüsü her gönülde taşıyor.
Üzülmemek elde mi ?
Hız yüklü, iman yüklü, umut yüklü bu gemi.

O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,
O hız, doldukça bütün damarlara kan gibi,
Gizli inleyen her yürek canlanacak.
Ateşler püskürecek uyuyan volkan gibi.
Gittikçe büyükleşen
Gölgene dikilmekten karardı gözlerimiz.
Koş, atıl gemi, sana engel olmasın deniz.
Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel !
Kuşlar gibi uç da gel, rüzgar gibi es de gel !

                                  Celal Sahir EROZAN

 

İmam ve Tanrı

Bir köyün camiinde, imam cemaate vaaz vermektedir. Ansızın içeri dalan bir köylü, köyü sel basmakta olduğunu haber verir. Bütün cemaat hemen kendilerini dışarı atıp kaçar. Sadece imam, bütün ısrarlara rağmen köyü terk etmeyi reddeder ve Tanrı'nın, kendisini koruyacağını söyleyerek camide kalır.

Kısa bir süre sonra sular camiye ulaşır, imam çaresiz, minareye çıkar. Sular minarenin ilk katına yükselirken bir tekne, imamı kurtarmaya gelir. Ancak dini bütün imam, Tanrı'nın, kendisini koruyacağını söyleyerek tekneye binmez. Sular yükselir. İmam ikinci kata çıkmak zorunda kalır. Bir tekne daha gelir; ancak, imam yine Tanrı'nın kendisini koruyacağına inancının tam olduğunu söyleyerek tekneye binmez. Sular iyice yükselir. İmam artik minarenin en tepesindedir. Bir helikopter yaklaşır. İçindekiler, durumun kötü olduğunu anlatarak, imama, helikoptere gelmesi konusunda ısrar ederler. İmam helikoptere binmeyi de reddeder. Bir sure sonra sular iyice yükselir ve imam boğularak ölür.

Kendisini ahiretin kapısında melekler karşılar.  

Melek: ' Hoş geldiniz , buyurun...'
İmam:  'Cennete girmek istediğimden emin değilim.'
Melek: 'Neden?'
İmam:  'Tanrı'ya biraz kırgınım.'
Melek: 'Ne oldu ki?'  
İmam:  'Ben hayatimi ibadet ederek geçirdim, insanlara hep iyilik yaptım, günahtan uzak durdum. Yaşadığım köyü sel bastı, herkes kaçtı, ama Tanrı'nın beni kurtaracağına inandığımdan ben kaldım. Görüyorsunuz ki, simdi buradayım...'

Tam bu sırada yukarıdan Tanrı'nın sesi duyulur.

'Salağa, iki tekne, bir helikopter gönderdik. Kurtarmak için daha ne yapacaktık! Böylesine geri zekalının benim katımda da yeri yoktur zaten!'



Yukarıdaki fikri milletimize uyarlamaya kalkacak olursak...


Muhtemelen Tanrı o gün geldiğinde bu ülke insanlarına söyle seslenecektir:


'Ben bu ulusa, örnek alsınlar ve onu izlesinler diye Mustafa Kemal'i gönderdim. Musibetlerden kurtuluş yolunu, O'nun eliyle bunlara göstermeye çalıştım. Ama onlar hâlâ benden medet umuyorlar... Eh ben daha ne yapayım! Her kurtuluş için bir Mustafa Kemal gönderemeyeceğime göre her biri bir Mustafa Kemal olmayı öğrenmeliler ...'


Ne dersiniz; o gün bu gün mü acaba?

 

 

 

ATATÜRK'ÜN YAZDIĞI ŞİİR

Gafil hangi üç asır, hangi on asır,

Tuna ezelden Türk diyarıdır.

Bilinen tarihler söylememiş bunu.

Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,

Dinleyin sesini dogan tarihin,

Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak

Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.

Asya'nın ortasında Oğuz oğulları,

Doğudan çıkan biz, batıdan yine biz.

Nerede olsa, ne olsa kendimizi biliriz.

Hep insanlar kendilerini bilseler,

Bilinir o zaman ki hep biziz.

Türk sadece bir ulusun adı değil,

Türk, bütün adamların birliğidir.

Ey birbirlerine diş bileyen yığınlar,

Ey yığın yığın insan gafletleri!

Yırtılsın gözlerindeki gafletten perde,

Dünya o zaman görecek

Hakikat nerde, hakikat nerde?

Mustafa Kemal ATATÜRK

 

 

Editör Köşesi

 

Seni bugünlerde daha çok arıyoruz...

Dünya sonu bilinmeyen bir yöne doğru süreklenirken, siyasi ve mali yaşam para babalarının elini güçlendirirken, dünyada güç dengeleri değişirken, herkes seni örnek alırken....

Seni anlamaya daha çok ihtiyacımız varken, öğretmeye çalıştıklarını tekrar etmeye ihtiyaç varken...

Seni daha çok arıyoruz, daha çok anıyoruz....

 

NUR İÇİNDE YAT!!!

i.b

 

 

TÜRK'ün Tanımı

Bu memleket dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir ayrıcalıklı oluşumun olağanüstü çıkışına sahne oldu. Bu sahne yedi bin yıllık en aşağı  bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı, O çocuk tabiatın yıldırımlarından,  şimşeklerinden, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat  çocuğu oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

 

 

 

 

 

 

 

Millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü iliminden, keşiflerinden, gelişmelerinden yararlanalım, ama unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak zorundayız. K.ATATÜRK

 

 

Site içeriklerinde yanlış veya noksan tespit ettiğiniz hususları lütfen bildiriniz.

Yasal uyarı; Sitemizde yer alan eser ve resimler ile içerik, resim ve çalışmaların bir kısmı ilgili web sitelerinden alınmıştır. Bu eserlerin hiçbiri ticari maksatlı olarak kullanılmamaktadır.

turkum@turkvedunya.com

turkum@turkvedunya.com